Zaman Geçerken…

All my life… Y.K. :)

Yeni hayat… :)

Mutlu cuma yazısı olsun istedim.. Hem bize hem tümm yeni okula başlayan küçüklere..
38 aylık küçücük yaşamın içinde yeni hayat evet… Anaokuluna başladık 3 gün önce,  onun için de evimiz için de yeni bir başlangıç yaptık.
Bunca zamandır kimilerine göre şanslı azınlıktandık anneanne ve babanne ile büyüttüğümüz için.. Bende aynı şeyi düşünüyor olsam da böylesinin daha iyi olacağından da eminim. Her iki tarafında hastalığının – gün’ünün aynı zamana denk geldiği çok günler  işimden izin almak zorunda kaldığım oldu. Evet babası değil ben! Babalar çocuklarla evde başbaşa kalamaz kuralı mı var HAYIR yok fakat nasıl olsa işini ikinci plana atabilecek olan annedir değil mi?

Read the rest of this entry »

Reklamlar
Yorum bırakın »

Bonibonla oruç açmak… İyi Bayramlar :)

Ramazanın ilk günü oruçla tanışan oğlum pek anlam  veremedi ve gün içinde ısrarla “sende tat anne”, “hatırım için ye anne” cümlelerini kurdu. Bunun namaz kılmak gibi Müslümanlara ait bir ibadet olduğunu anlatmak kolay olmadı ama nihayetinde ezan okunduğunda yemek yenileceğini kavradı…

İlk iftarımız annemin misafir ağırlamayı ve bir arada olunmasını sevmesinden dolayı baya kalabalıktı… Sıpalar önceden doyuruldu ve sofradaki yerler alındı. Ezanın okunmasıyla birlikte Yiğit Kemal elinde bonibonlarla geldi 🙂

Read the rest of this entry »

2 Yorumlar »

3. Yaş Karnesi

Evet Yiğit Kemal 3 yaşında artık… Büyüdü kuzucuk, daha dün küçücüktü muhabbetine girmiycem hiç çünkü hiç de öyle kolay büyümüyor çocuklar..

Gayet anlayarak, yaşayarak, mutlu mesut fakat zorlu bir 3 yılı geride bıraktık…

Herşeyin en iyisi olsun istedik, bazen başardık, bazen başaramadık ama çok sevdik, sevgimizi verdik Ona…

Erken geldi hoşgeldi, endişeli olunsa da  neşeyle karşıladı herkes yavruyu…

Read the rest of this entry »

2 Yorumlar »

Blog y@z@rlığı-M

Daha önce de bahsetmiştim iyi bir blog yazarı olmadığımı ve takip ettiğim blog yazarlarından bunu nasıl başardıklarını keşfedeceğimi söylemiştim. Aslında takip ettiklerimi de her zaman satır satır okuma imkanı bulamıyorum ama bu bloggerları blogları + instagram + twitter’dan takip ettim mi iyi kötü birşeyler çıkıyor; neyi, nasıl,  hangi zaman aralığında yaptıkları…

Read the rest of this entry »

2 Yorumlar »

155 İHBAR

Sosyal Sorumluluk ille de bir projeye dahil olmayı, bir vakfa, bir derneğe bağlı çalışmayı gerektirmiyor… Sokakta yürürken karşılaştığınız herhangi durum, iş yerinizde tükettiğiniz kağıttan tutun evinizdeki küçük insana kazandırdığınız sorumluluk  duygusu bile bir eylem aslına bakarsanız.

Yine annelik yanım ağır bastı dayanamadım bu sabah 🙂

Annemin evinin bulunduğu servis durağında beklediğim birkaç sabah bir okul servisinin tıka basa dolu olduğunu gözlemledim. Çocukların serviste ayakta gidiyor olmasından ailelerinin haberinin olup olmadığını bilmiyorum ama birkaç sabah sonra durumun aynı şekilde devam ettiğini görünce ihbar etmeye karar verdim trafik polisine. Oysa ki ilk 3 sabah servis şöförüne  şans vermiştim belki geçici bir durumdur diye…  Benim oğlum aynı şekilde okula gidiyor olsa birilerinin olayı ihbar etmesine minnettar olurdum açıkçası. Okul servis taşımacılığında çok ciddi kuralların olduğunu daha önce çalıştığım okuldan biliyorum ve emniyet kemeri takma zorunluluğu varken ayakta 10 öğrencinin olması ihmali çok sinir bozucu. 

Konuyu birileri beğenmese de; aman herşeyi de devlete, şuna buna bağlıyosunuz denecek olsa da bu ülkede taşımalı eğitim diye bir şey varsa DE NET LEN ME Lİ…. Fakat maalesef ülkemizde herşeyin denetleniyormuş gibi yapıldığı kocaman bir gerçek!!! Ve yine malesef ki bu gerçeği birşeyler olup bittikten sonra üzülerek görüyoruz, bir süre sonra unutuyoruz umarsızca…

Yaşadığım şehir Manisa; zamanında minibüslerin trafik polisleri tarafından yoğun bir şekilde denetlendiğini, ayakta yolcu taşınması durumunda anında ceza yazıldığını çok iyi hatırlıyorum. Şimdi de sabahları ve okulların çıkış saatlerinde trafik polisleri öğrencilerin can güvenliği için kontrollerini sıklaştıramaz mı?

Trafik ekiplerinin ihbarları değerlendirdiğine şahit oldum birçok kez… Bu sabah yaptığım ihbarı da değerlendirip caydırıcı – havalı – hatta mümkünse okkalı bir ceza yazılmıştır umarım… Küçücük çocuklar sayesinde para kazanıp onların canını hiçe sayan adama acıyamam kusura bakmasın…

Yarın sabah aynı durakta olamayabilirim ama aynı firmada çalıştığımız & aynı sokakta büyüdüğümüz arkadaşıma görev verdim 🙂 takip edecek…

Sosyal sorumluluğun her an her yerde olduğunu hatırlatmak adına paylaşmak istedim…

Sevgiler….

 

Yorum bırakın »

SOMA ve İTİDALLİ OLMAK!

Yine aynı hikayeyi farklı bir senaryo ile baştan yaşadık iliklerimize kadar acıyarak, kanayarak…. Reyhanlı’nın farklı versiyonuydu bu da… Ucuz hayatlar, hesap vermekten kaçan sorumlular,  sayı vermekten kaçan yetkililer, suçu başkasına atmaya çalışan yandaşlar, yandaş medya vizyona girdi yine… Bizlerde dram dalında birkez daha aday olan ülkemizin felaketini nefes almadan izledik rahat koltuklarımızda… Facebook’ta paylaşılanları beğendik manasızca… Ağladık mı ağladık, konuştuk,  dertleştik,  paylaşarak hafifledik mi eh şöyle böyle..

İnsanlar maden ocağının kapısında sabahlayacakken biz yataklarımızdayız yine… Eleştirmeyi sevdiğim kadar özeleştiri yapmayı da biliyorum neyseki.. Ama yapabileceğimiz birşey yoktu başka… Yukarıda yazdıklarım  gerçekçi duyarlılığa sahip insanlar için geçerli değil… Kahrolduk içten içe,  öfke dolduk taştık ama yapilabilecek birşey yoktu gerçekten…

Yapılabilecekler yapılmamış hatta önerge veren milletvekili engellenmişti çünkü 15 gün önce… Bir yanda 1 yıl önce birilerinin selamını getirip aynı maden ocağının önünde teknolojisinden, güvenlikten bahseden enerji bakanı, bir yanda sadece 15 gün önce Soma Madeni için önerge veren  ve önergesi reddedilen Milletvekili…

Ülkenin başındakiler dik duruşlarını korudular fakat unutulan nokta halkın merhamet ve vicdan beklediğiydi…

Basın danışmanlarının yazdıklarının okunması değil vicdanının  sesiydi duymak istediğimiz.. Yine olmadı…  Ulusal yas ilan edip felaketi kabul eden devlet bu kez de birlik yaratmayı başaramadı…. Açıklamalar kan dondurdu. 1900 lerin maden ocaklarında yaşananları gösterip doğal saydılar yaşanan felaketi… 100 yıl öncesine yetiştik müjdeler olsun!!

Liseden sınıf arkadaşım “itidalli olmak lazım” dedi yazışmamızda “buzdağının görünmeyen kısmı varmış” itidalli olmak ne bilmiyordum sakin olmak mı neymiş sonradan öğrendim…. Ama ben baktım itidalli olamıyorum attım kendimi whats up grubundan dışarı… nefes alamadım çünkü orda… Aldığım nefes daha da utanç verdi çünkü bu düşünceye karşın..

Seçim öncesi Soma’dan trenlerle, vagon vagon Anadolu tarafına taşınan, üzerinde SATILAMAZ yazılı kömür torbaları geldi aklımıza çalıştığım fabrikadaki arkadaşlarla … Merak ettik kömürü dağıtanlarla, alıp yakanların vicdanı üşümedi mi bugün???

Dün gece de sabaha iyi haberlerle uyanmak üzere uyumaya çalışmıştım… Bu gece de artık iyi haber ne olur bilemiyorum ama sayısı açıklanmayan ve içeride sağ olabilecek maden işçilerinin kurtulduğu haberi ile uyanmak umuduyla, yine dualarla bitiriyorum bu kara günü..

Ama bir türlü İTİDALLİ OLAMIYORUM ÜZGÜNÜM. ..

cll

Yorum bırakın »

internet alışverişi

İnternetten alışveriş güvenli mi?

İnternet alışverişinde yeter ki alışveriş yapılan firmalar güvenilir, alışveriş yaptığın ortam (mümkünse işyerindeki gibi güvenliği güçlü bir yer olsun) Birde kredi kartında sanal bir limit (SANAL KART)yaratmak akıllıca olacaktır.

Neden internetten alışveriş yapılır?

Bana göre en büyük nedeni zaman problemi. Alışveriş yapma imkanının olmayışı. Anneye bu derece bağımlı bir çocuk ve yoğun iş temposu ve artı artı artı meşgaleleriyle anneye özgür zaman bırakmayan baba sayesinde sıkça başvurulan bir alışveriş yöntemi bence..
Ya da herşeyi kolayca ayağına getirtmenin yoludur üşenenler için.
En ucuzunu bulma şekli de denebilir hesabını bilenlere…

Ne alınır internetten?

Kimilerine göre hiçbirşey alınmazken, bana göre herşey alınabilir 🙂 Bugüne kadar aldıklarım arasında; bebek ürünleri(kıyafet, annebebek çantası, ayakkabı, oyuncak, oyuncAK, oyUNCAK.. biberon, bebek maması (Manisa’da nadir bulunan Hİpp), ayakkabı, ayakkABI, ayAKKABI, elbise, halı, koşu bantı, akülü araba, kitap, kitAP, KİTAP, parfüm, giyim aksesuarı(kemer), araba pasta cila koruyucu, tatil, tasarım canvas tablo… liste daha uzar gider… Herşey alınır yani…  (gramla erik, kiraz bile satılıyor nihayetinde hamileler için bulunmaz bir hizmet değil mi 😉 )

İndirimleri kaçırmayın!!

Bazen üyelere özel saatlik indirimler olur ki aslında alışveriş yapmanız için sizi dürtmekten başka birşey değildir bu 🙂 Bunu da kullanmışlığım var zamanında. Sonuç olarak ihtiyaç olan birşey alınmışsa hala kazıklanmış sayılmazsınız… 

Bazen de anneler günü, sevgililer günü, yeniyıl gibi özel günlerde yapılan indirimler var ki %10, %30, %50 ye varabiliyor… Kaçırmayın derim… 🙂 Gerçekten alacağınız ürünün ederini biliyorsanız bu indirimlerin ne kadar işe yaradığını göreceksiniz 😉

Kargo Bedava!!

Kargo bedava günleri, saatleri, özel zamanları vardır… Bunları yakalamak lazım 🙂 Ya da kargo ödeyen ürünler vardır, belli bir limitin üstü kargo bedavayken o limitin biraz altında kaldığınızda kargo ödeyen ürünlerle alışverişinizi tamamlayabilirsiniz…

İşte benim komik internet alışverişi hikayem burada başlıyor…

Yazımı işyerimde kapıda görevli&kargolarımızı teslim alan Ali Bey’le Yaşar Bey’in de okumalarını isterdim, şayet son gelen kargomun içinde (faturasından)  ne olduğunu gördülerse 🙂 Çok sinir bozucu bir şekilde açıkta geliyor ya faturalar… Kapıya da öyle teslim edilmiş tabi kargom. Ve pakette 2,97 tutarındaki Sıvı Bulaşık Deterjanı 😀

Bu kargonun nedeni ise evde bulaşık deterjanı bitmiş olması değil 🙂 Bu ürünün kargo ödeyen bir ürün olması ve alışverişi kargo ücretsiz olarak tamamlamak adına sepete eklemiş olmamdır.

 fatura

Satın aldığım ana ürün için tedarik süreci bekleneceğinden, yan ürünü göndermeyi geciktirmek istememiş yüklenici firma… 🙂 Ve ortaya hakikaten komik, tuhaf bir durum çıktı…

Sonuç olarak ana ürün de bir kaç gün sonrasında geldi.. Birlikte gelebilir miydi, evet gelebilirdi… (Evde yıkanmayı bekleyen bulaşıklar yoktu nihayetinde 🙂 )

İnternet alışverişi gerekli, kontrollü ve güvenli yapılıyorsa sorun yok demektir… 

İYİ ALIŞVERİŞLER 😉

Yorum bırakın »

Blogger’ların SAVAŞI :)

iki blogger’ın atışması, daha doğrusu biri yazar diğeri de dayanamaz ona cevap verir 🙂

Ben eğlenerek okudum her ikisini de, tavsiye ederim

İlki Şarap ve Peynir bloğundan ;

akp mitinginde bir Çapulcu

Diğeri de Biraz da ben konuşayım adlı blogdan;

akp Mitingine Katılan Bir Çapulcunun Tuhaf Hikâyesi

İki polemik…

bu polemiğe bir de ben girmek istemiyorum, severek okudum her ikisini de 😀

Size de iyi eğlenceler şimdiden…

3 Yorumlar »

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz

Özgürlüğümüz kısıtlanamaz

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası

VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.

Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.

Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.

Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.

Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.

Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.

Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar


Bugün her ne kadar anne – baba imzası ile hazırlanmış olsa da anne-baba olmayan birçok blog sahibi sayfasında bu yazıyı paylaşacaktır. İyi bir twitter kullanıcısı değilim ama bu işin yalnızca ağaç meselesi olarak kalmadığı gibi twitter kapatma meselesi olarak da kalmamasından duyduğum rahatsızlık nedeniyle bende yayınlamak istedim. 

Ülkesindeki vatandaşlarının (%50 vatandaşını kastetmiyorum, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığından bahsediyorum) hür iradeleri ile yaşamalarını sağlamak varken, neden sürekli yasaklarla gündeme gelir ki bir iktidar?

Varılmak istenen nokta nedir?

Buna ya bir son verilir artık tezelden, ya da üzülerek yazıyorum ki çok ağır bedeller ödenmiş bir tecrübe ile görülür varılmak istenen nokta…

Önümüzde çok ama çok önemli  30 Mart seçim günü var… Bu defa taşlar yerinden fena oynadı, yaş itibarıyla rahatlıkla diyebilirim ki daha önce bu kadar heyecanlandığım, hırslandığım, bir yerel seçim zamanı hatırlamıyorum. Malum %50 den değilsek de geçen yerel seçimlerde Manisa halkı olarak şehrimizi malum partinin elinden kurtarmayı başarmıştık. Geçen seçimde de aynı düşünceden yola çıkarak daha güçlü olduğunu düşündüğümüz partiye oy vermiştik, yine öyle yapacağız…

Bunun siyasi bir hareket olmadığını, Milliyetçi duygularla yola çıkıldığını görmemek imkansız… Vereceğiniz bir oyun ne kadar önemli olduğunu unutmayın… Siz de özgürlüklerin daha fazla kısıtlanmaması için yerel seçimle de olsa bir başlangıç yapın…

31 Mart Sabahı aydınlık bir Türkiye umuduyla…

Yorum bırakın »

♥Küçük İnsan :)

Oğlumla geçen 41 ay (8 ayı karnımda 🙂 ) her annenin diyeceği gibi anlatılmaz yaşanır. Doğumundan itibaren yaşadığımız ilkler çok özeldi, önemliydi tartışmasız.  İlk gülüşü, ilk dişi,  ilk hecesi, ilk kelimesi, ilk adımı.. hepsi çok güzeldi ama bugün oturup sohbet etmesi bambaşkaydı….. Sigara içmek üzerine derin bir konuşma yaptı benimle 🙂 Bugüne kadar “yalan söyleme!” yerine “doğruyu söyle”  kavramlarını kullanmış olmanın sonucunda yalanın ne olduğunu bilmeyen oğlum sigara içtiğimi anneannene söyleme demem üzerine -söylemem anne sorarsa şaka yaparım ben ona, gerçekten söylemem dedi…

Yeni bir hitap şeklin var artık bende “küçük insan”

Herkesin evladının çok özel olduğunu biliyorum. Bunları yazmakla benimki en özel demeye de çalışmıyorum 🙂 Sevgisi, bağlılığı,  hayrı, başarısı,  iyiliği – kötülüğü herşeyi kendine anne babaların… Zaten evlat kişiye özeldir… O senin için yaratılmıştır, sende onun için 😉 Ne kadar güzel,  ne kadar akıllı, ne kadar sevimli, ne kadar bişey bişey olduğu önemli olmayan tek canlı odur hayatında… Evde beslemek üzere alacağın hayvanın bile cinsine,  cinsiyetine, rengine karar vermeye çalışırken o küçük insanları Tanrının verdiği gibi kabul ederiz hem de çok güçlü,  sonsuz bir sevgi ile… ♥♥♥

Hayatında şöyle olmalı böyle olmalı diyebileceğimiz şeyler vardır… Mesela:

《Anne Baban olmalı;  ne olursa olsun dağ gibi arkanda durmalı,  dönüp dolaşıp,  hatalar yapıp dönebileceğin en sağlam kapın onlar olmalı》

《Kardeşlerin olmalı;  herkesten çok sevdiğin,  ömrün bitene kadar her anında yanında olmasını istediğin》

《Çok değil bir iki tane dostun olmalı;  kendini emanet edebileceğin, en zor anlarını onunla atlatabileceğin》

《Arkadaşların olmalı;  arkandan konuşmayacak, derdini kendininmiş gibi dinleyecek,  sevincini kıskanmadan paylaşacak》

《Akrabaların olmalı;  kan bağın olduğu için bayramda – düğünde mecburiyetten görüştüğün değil,  çocukluğunu paylaştığın için çok sevdiğin》

《Sevenlerin olmalı;  seni neden sevdiğini bilmeyen,  bunu düşünmeyen,  karşılıksız seven…》

《Bir hayat arkadaşın olmalı;  severek seçtiğin, hergün olmasa da yeniden aşık olabildiğin, ömrünün sonuna kadar huzurlu olabileceğin》

Bir de SEN olmalı;  tüm bu yazdıklarımı hayatındakilere hesapsız verebilen….

Bir de evladın olmalı…

Anne-baban gibi onu da seçemezsin,

Geldiği gibi kabul eder,

Olduğu gibi seversin….

İyi ki varsınız Küçük İnsanlar…

İyi ki varsın güzel oğlum…

Muhabbetimiz hiç bitmesin…

Yorum bırakın »