Zaman Geçerken…

All my life… Y.K. :)

Zaman Geçerken..

4 günlük bir iş seyahati ve ilk en uzun ayrılık.. Oğlumun Gözünden akan yaşları görseniz vicdansız anne dersiniz :mrgreen: bende diyorum istem dışı.. Bir yandan da  tek ayrılığımız böyle olsun diyorum tabi içimden..

Babalar seyahate giderken sadece valizlerini yapıp gidermiş (hatta çoğunlukla onu bile evin annesi halleder), annelerse valizini ve evde olmayacağı süreçte gün gün neler olup biteceğini hesaplayıp, planlayıp öyle gidermiş :mrgreen: bugün öğrendim. Hatta gidemezmiş; aklı, kalbi çok sevdiği evinde kalırmış❤ Read the rest of this entry »

Reklamlar
Yorum bırakın »

Dua ile…

20140921_110404.jpg

Evrenin küçücük bir parçasıyız, dünyanın bazı sabahları sadece evlatlarımız sayesinde aydınlanıyor. Binlerce derece sıcaklığı olan güneş dahi evlatlarımızın sıcaklığını veremiyor bazı gün doğumlarında…
Tüm evrenin ve tüm mucizelerin yaratıcısı Allah’a bu gece evlatlarımız için duadayım. Savaştan, karanlıktan, kirli yüzlerden, kirli ellerden korusun Allah tüm masumları… 
Korusun ki onlara hayatın ne kadar güzel olduğunu masallarla anlatmak zorunda kalmayalım.

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Mavi Nisan’ın farkında mıyız?

Mavi Bahar

2 Nisan 2016

Dünya Otizm Farkındalık Günü  

Evet farklılar, her insanın birbirinden farklı olduğu kadar…

Belki biraz şifreli, biraz daha karmaşık bizim hayatlarımızdan… Ama aynı kalp, daha masum bakan bir çift göze sahipler.

3 yaşa kadar ortaya çıkan, bebeğin gelişim basamaklarında gecikme göstermesi belirtileri ile fark edilebilen nörogelişimsel bir farklılık otizm. Nedenleri arasındaki -çok önceki yıllarda- “soğuk annelik” terimi çok dikkatimi çekti. (Anne ve bebeğin henüz hamilelik esnasında anne – bebek ilişkisinin başka bir deyişle duygusal bağın kurulamaması) Sonraları bunun otizme neden olamayacağı doğrulanmış.

Günümüzde sebepleri 1.genetik, 2.yapısal, 3.doğum öncesi – doğum sırası ve doğum sonrası dış etkenleri olarak sınıflandırılmış.

Sosyal iletişim kurma güçlüğü çeken otizmli kardeşlerimizi görmezden gelmek, görüp şaşkın bakışlara maruz bırakmak, toplumdan dışlamaya çalışmak veya aşırı kabullenmiş görünmek adına abartı ilgili hareketlerde bulunmak yani kaş yapayım derken göz çıkarmak yapılan yanlışlardan birkaçı. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

anKARA! Yine ezberi bozan ayrılıklar!

Çok zor demeye bile çekiniyorum, yaşamadan bilemez ki hiç kimse…

İnsan sevdikleriyle her gün son kez sarılır gibi sarılıp vedalaşmaz ki? Her günün, her anın kıymetini bilerek yaşamak herkesin harcı değil.  Benim değil mesela, bir önceki kötü ana takılıp yaşarım sürekli, neden? neden? neden? nasıl? diye diye… Bu da anı, anları yaşamama engeldir hep. Bazen olur hislenirsin dillendirmeden sıkı sıkı sarılırsın birilerinden ayrılırken ama hayat koşuşturmacasında her gün aklına gelmez ki son kez görüyorum belki de demek?? Ya da olumsuz düşünmemek, kötüyü çağırmamak adına yapmazsın bunu her gün her gün. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

İki yarım bir bütün etmiyor – du :)

Hayat öyle yapılan istatistiklerle ölçülebilecek, anketlerle analiz edilebilecek veya kafamızdan kurup durduğumuz planlarımızla yönlendirebileceğimiz bir şey değil maalesef.. Hem maalesef hem iyiki de öyle değil, yoksa sürprizler olmadan sıradan hayatlar olmaz mıydı? 😊

Read the rest of this entry »

1 Yorum »

2015 yılı bıdı bıdısı…. ;)

Düşünmüşsünüzdür dimi yeni yıldan ne istediğinizi? Bunun başka bir inançla, dinle, gelenekle alakası yok, konuyu tüm bunlarla karıştıran varsa ya sabırla sonuna kadar okusun yazımı ya da şuan terk etsin bloğumu 🙂 Yeni, sıfır km bir yıla girerken iyi şeyler dilemenin, güzellikler istemenin nesi kötü olabilir ki? Bunu Allah’tan istemekle, Santa Claus’a söyleyip yine O’ndan beklemek arasında çok masum bir fark var belki.. Her ne kadar Müslüman ve Türk dünyasına özgü birşey olmasa da iyi dilekler göndermenin kimseye zararı yok bence… İyilik heryerde iyilik, güzellik de her dilde, dinde, ülkede güzellik olarak geçerli sonuçta değil mi?

Ne dilediniz? Ne istediniz yeni yıldan?? Ne geçirdiniz içinizden??? 

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

UYUYUN…!!!

 

Önce bekarlar; uyuyun… Henüz evlenmeden, gerçek hayatla tanışmadan, sorumlulukları tam anlamıyla omuzlamadan önce u – yu – yun!!!

Anneniz yemeğinizi yapar, çamaşırınızı yıkarken, çarşaflarınız kendiliğinden değişir, sabah evden çıkarken tostunuz elinize tutuşturulurken, akşam eve döndüğünüzde katlanacak, ütülenecek dağ gibi çamaşır yığınını düşünmezken uyuyun… 🙂

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Geleceğe yolculuk…

Evlatlar büyüdükçe biz çocuklaşacak mıyız? Öyle derler ya insanlar yaşlandıkça küçülürmüş diye.. Hem bedenen hem de ruhen bence… Kemiklerin ve diğer organların küçüldüğünü duymuştum ama ruhen de algısı küçülüyor… Çocuklaşıyor yaşlılar.

İnsanın attığı her bir adım geleceğe bir yolculuk aslında bebekliğinden, çocukluğundan, gençliğinden uzaklaşan…  Bebekken ne kadar muhtaçsan anne-baba kucağına, bu zamanla yerini iki ele sonra ebeveynin tek parmağıyla desteğine bıraktı yavaş yavaş yerini… Sonraları  ııııhh diyerek itiyorsun muhtaç olduğun eli kendi ayakların üstünde durmak, hatta kendi başına yol almak için…

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Anne & Oğul Sözlüğü

Aramızda özel bir dil olduğuna göre, bu dilin bir de sözlüğü olmalıydı dimi? Her yazımda olduğu gibi uzuun zamandır bu yazıyı yazmak vardı kafamda ve yazıyorum.

Oğlumun konuşması erken olduğu gibi kelime dağarcığının anneanne – babaanne bakımı ile doğru orantılı olarak oldukça geniş. Çok nadir kötü, argo kelime duymuşuzdur ağzından. O argo kelimelere de ne gülesi gelir insanın… Bilmeden söylediği için onlar bile sevimli gelebiliyor. Bazen küçük ağzından çıkan kelime doğru söyleniyor ama kullanıldığı yer yanlış,  bazen kelimenin tam yeri ama söylenişi değişik.  Bazen de kurduğu cümleler hayret edilecek derecede yerinde,  anlamlı,  telaffuzu mükemmel…

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Yeni hayat… :)

Mutlu cuma yazısı olsun istedim.. Hem bize hem tümm yeni okula başlayan küçüklere..
38 aylık küçücük yaşamın içinde yeni hayat evet… Anaokuluna başladık 3 gün önce,  onun için de evimiz için de yeni bir başlangıç yaptık.
Bunca zamandır kimilerine göre şanslı azınlıktandık anneanne ve babanne ile büyüttüğümüz için.. Bende aynı şeyi düşünüyor olsam da böylesinin daha iyi olacağından da eminim. Her iki tarafında hastalığının – gün’ünün aynı zamana denk geldiği çok günler  işimden izin almak zorunda kaldığım oldu. Evet babası değil ben! Babalar çocuklarla evde başbaşa kalamaz kuralı mı var HAYIR yok fakat nasıl olsa işini ikinci plana atabilecek olan annedir değil mi?

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »