Zaman Geçerken…

All my life… Y.K. :)

anKARA! Yine ezberi bozan ayrılıklar!

Çok zor demeye bile çekiniyorum, yaşamadan bilemez ki hiç kimse…

İnsan sevdikleriyle her gün son kez sarılır gibi sarılıp vedalaşmaz ki? Her günün, her anın kıymetini bilerek yaşamak herkesin harcı değil.  Benim değil mesela, bir önceki kötü ana takılıp yaşarım sürekli, neden? neden? neden? nasıl? diye diye… Bu da anı, anları yaşamama engeldir hep. Bazen olur hislenirsin dillendirmeden sıkı sıkı sarılırsın birilerinden ayrılırken ama hayat koşuşturmacasında her gün aklına gelmez ki son kez görüyorum belki de demek?? Ya da olumsuz düşünmemek, kötüyü çağırmamak adına yapmazsın bunu her gün her gün. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

SOMA ve İTİDALLİ OLMAK!

Yine aynı hikayeyi farklı bir senaryo ile baştan yaşadık iliklerimize kadar acıyarak, kanayarak…. Reyhanlı’nın farklı versiyonuydu bu da… Ucuz hayatlar, hesap vermekten kaçan sorumlular,  sayı vermekten kaçan yetkililer, suçu başkasına atmaya çalışan yandaşlar, yandaş medya vizyona girdi yine… Bizlerde dram dalında birkez daha aday olan ülkemizin felaketini nefes almadan izledik rahat koltuklarımızda… Facebook’ta paylaşılanları beğendik manasızca… Ağladık mı ağladık, konuştuk,  dertleştik,  paylaşarak hafifledik mi eh şöyle böyle..

İnsanlar maden ocağının kapısında sabahlayacakken biz yataklarımızdayız yine… Eleştirmeyi sevdiğim kadar özeleştiri yapmayı da biliyorum neyseki.. Ama yapabileceğimiz birşey yoktu başka… Yukarıda yazdıklarım  gerçekçi duyarlılığa sahip insanlar için geçerli değil… Kahrolduk içten içe,  öfke dolduk taştık ama yapilabilecek birşey yoktu gerçekten…

Yapılabilecekler yapılmamış hatta önerge veren milletvekili engellenmişti çünkü 15 gün önce… Bir yanda 1 yıl önce birilerinin selamını getirip aynı maden ocağının önünde teknolojisinden, güvenlikten bahseden enerji bakanı, bir yanda sadece 15 gün önce Soma Madeni için önerge veren  ve önergesi reddedilen Milletvekili…

Ülkenin başındakiler dik duruşlarını korudular fakat unutulan nokta halkın merhamet ve vicdan beklediğiydi…

Basın danışmanlarının yazdıklarının okunması değil vicdanının  sesiydi duymak istediğimiz.. Yine olmadı…  Ulusal yas ilan edip felaketi kabul eden devlet bu kez de birlik yaratmayı başaramadı…. Açıklamalar kan dondurdu. 1900 lerin maden ocaklarında yaşananları gösterip doğal saydılar yaşanan felaketi… 100 yıl öncesine yetiştik müjdeler olsun!!

Liseden sınıf arkadaşım “itidalli olmak lazım” dedi yazışmamızda “buzdağının görünmeyen kısmı varmış” itidalli olmak ne bilmiyordum sakin olmak mı neymiş sonradan öğrendim…. Ama ben baktım itidalli olamıyorum attım kendimi whats up grubundan dışarı… nefes alamadım çünkü orda… Aldığım nefes daha da utanç verdi çünkü bu düşünceye karşın..

Seçim öncesi Soma’dan trenlerle, vagon vagon Anadolu tarafına taşınan, üzerinde SATILAMAZ yazılı kömür torbaları geldi aklımıza çalıştığım fabrikadaki arkadaşlarla … Merak ettik kömürü dağıtanlarla, alıp yakanların vicdanı üşümedi mi bugün???

Dün gece de sabaha iyi haberlerle uyanmak üzere uyumaya çalışmıştım… Bu gece de artık iyi haber ne olur bilemiyorum ama sayısı açıklanmayan ve içeride sağ olabilecek maden işçilerinin kurtulduğu haberi ile uyanmak umuduyla, yine dualarla bitiriyorum bu kara günü..

Ama bir türlü İTİDALLİ OLAMIYORUM ÜZGÜNÜM. ..

cll

Yorum bırakın »

yine üzülüp unutma zamanı…

Berkin’i kaybettik bugün…

Ağaç, vicdan, sağduyu, insanlık, adalet derken… 

Seni de kaybettik… 😦

Screenshot_2014-03-11-12-50-57
#‎BerkinElvanÖlümsüzdür

Çok kez yaşadık bu duyguyu… 

Yine haberi duyup, üzülüp, belki ağlayıp,

Anneciğinin feryatlarına kahrolup,

Biraz Gezi Direnişini hatırlayıp,

Öfke dolup taşıp,

Sosy@l medy@da birşeyler paylaşıp,

Yine biraz üzülüp,

Eve gidip evladımıza sarılıp,

Şükredip,

Unutma zamanıdır…

HER DAİM YAPTIĞIMIZ GİBİ…

 

Yorum bırakın »

Biraz manidar değil mi sizce de?

Türkiye’nin çalkalandığı son günlerde sessiz kalmakla kalmamak arasında sıkıştım… Annemin isteği üzerine düşüncelerimi paylaşmayı, hakkımı savunmayı da bıraktım… Bakıldığında o da haklı… Savunduk da ne oldu ki diye bile bakmaya başlıyorum artık…

Suçlular, hırsızlar dışarıda… Suçsuzlar içeride… Dindar olduğunu söyleyen bir tanıdığım gözümüzle görmeden hırsız demememiz lazım deyip kanı beynime sıçratıyor… Silivri’de yargılananların neyini gördünüz de düşman oldunuz Türk Askerine? Ya da adam öldüren polisi gözünüzle gördünüz de inandınız mı katil olduklarına??

O %50 dışında evde tutulan daha neler varmış neler… Cüce Şubat neler etti yine Türkiye’ye… Bugünlere gelmeye sebep 28 Şubat süreciyle başlamadı mı herşey yıllar yıllar önce… İrticayı engellemek için başlatılan süreç döndü dolaştı Cumhuriyet’in başına çorap ördü…

17 yılda neler olmadı…

Postmodern darbe diye adlandırılan hareket, bir ileri iki geri ilerlemeyle irticayı meşrulaştırmaya yaradı yıllar geçtikçe…

O zamanın siyasetçileri AnaSol D Hükümetini bile kurmayı başarmıştı halbuki… Neden mi? Cumhurbaşkanı söz sahibiydi o zamanlar… Denileni yapmaz, dediği yapılırdı…

Özgürlüklerimiz yatak odalarımıza, bilgisayarlarımıza, komşuluk ilişkilerimize, çevreye – ağaca kadar kısıtlandı bir bir…

Ve bugün  yine 28 Şubat… 

Yolsuzlukla suçlananlar bugün şartlı tahliye oldu…

Tarih biraz manidar değil mi sizce de??

Yorum bırakın »

Oğluma… / 5 Ağustos 2013

5 Ağustos 2013… Zor bir gündü annem, yıllar sonra yazılarımın sana adanmış satırlarını okuduğunda umarım bugünkü üzüntümüzü çoktan unutmuş ve aydınlık bir ülke bırakmış oluruz sana ve yeni nesile…

Gün içindeki haberler, sosyal paylaşım sitelerindeki yorumlar, köşelerinde içten içe sevinen vatan hainlerini düşündükçe mümkün olmadı uyumak… Kalktım sana yazıyorum, bugünü yazıyorumm sana… Bugünü unutma, vatanının kıymetini bil ve tarihe kara, kapkara harflerle yazılan 5 Ağustos 2013′ ü bizzat yaşayan, gördükleriyle kahrolan en yakınının ağzından cümlelerle bil istedim…

Sen karnımdayken elimi karnıma koyar korurdum seni manevi tüm gücümle… Ben ne hissedersem sende onu alır, onunla beslenirdin… Sevgimle besledim seni ama artık gerçek dünyadasın ve seni dışarıdaki tüm kötü fikirlerden koruyamıyor olmak hasta ediyor beni… Şimdi hamile kadınların sokakta gezmesinin terbiyesizlik olduğunu iddia eden yobazların devlet televizyonuna çıkıp özgürce konuşabildiği, ama Türk Vatandaşının destek vermek için dahi Türk Askerinin – Komutanının, babasının, eşinin yanında olamadığı Silivri’de takılı kaldı zaman… Güzel Nazlı’nın babasının duruşmasına alınmadığı, başında jandarma beklediği, #unutursamkalbimkurusun sözleriyle hafızalara kazındığı Silivri’de durdu saat… Bugün gelen sayısız müebbet – ağırlaştırılmış müebbet kararlarıyla bitti adalet…

Bugün bikez daha sayısız paylaşım oldu orda burda Bebek Katili Öcalanın cezaevinden çıkma olasılığı üzerine ve  sayısız çığlık atıldı 13 yaşında 26 kişinin iğrençliğine maruz kalan kız  ve sanıklarının iyi halden alt sınırdan!! ceza almalarıyla ilgili… Aynı adalet miydi tüm sanıkları yargılayan? 

Günün iktidarı henüz sessiz… Çünkü hazır bir kargaşa yaşanıyorken ülkenin bir yerleri, birşeyleri el değiştiriyor, birileri için rant kapısı sağlanıyor, bu zafer kutlanıyor belki de bir kaç boş danışman bir konuşma metni hazırlıyor olmalı,biz, biZ, bİZ, BİZ kelimelerini bol bol içeren…

Günün iktidarı senin kaç kardeş olman gerektiğine, nasıl doğman gerektiğine, benim seni dünyaya getirirken anesteziyi nasıl almam gerektiğine karar vermeye çalıştı, bizim gibi alnının teriyle iktidar yalakası olmadan biryerlere gelmiş, seçmeni olmayan halktan da aldığı vergilerle yaptığı hizmetleri her fırsatta dile getirdi, kendini övdü, bizlerden kazandıklarıyla sunduğu sağlık hizmetini dahi cebinde çıkmış gibi göstermekten çekinmedi diğer cebini sattıklarıyla doldururken…

Sözde darbe yapacak olan onlarca  sanığa yağmur gibi ceza yağarken aslında onlardan ne kadar korktuklarını gördük bugün… Sonun başlangıcı tüm bunlar… Darbe düşüncesi varsa da eğer sanıkların kafasında gerçekten çok yanlış yaptıklarını düşünmekten kendimi alamıyorum haksız adaleti gördükçe… Meydana çıkıp Türk Milletini arkasına alsalardı bugün bu kadar üzülmez, gelecek seçimlerde oylarımızla yıkabilirdik iktidarı… Önce işe yaramaz muhalefete darbe gerektiğini, gerçek bir muhalefet olarak iktidar karşısında durabileceklerini düşünüp duruyorum aylardır!! Belki de bugün kendilerini feda ederek yine buna sebep olacaklar… Bu UMUTLU sonun başlangıcıysa eğer ne olur daha fazla kaybı olmasın ülkemizin ve sizlere özgür bir gelecek bırakabilelim…

byrkatayk

Senin adın Yiğit KEMAL…
Bir sıfat ekledik ATA’mızın  isminin önüne…
Sahip olduğu vasıflardan sadece biri olan Yiğit’i koyduk isminin başına…
Nasıl ki bu ülkede adı Muhammed olan yiğitler varsa
Kemaller’inde varlığını unutma…

Varlığını esirgeme milletinden,
özünü inkar etme,
borçlu olduklarına ihanet etme…

Peygamberimizin mirası Kuran-ı Kerim,
Ata’mızın mirası da bu Vatan ve Bayrağımızdır unutma…

Ne olur herkes anlasın artık, herkes görsün, duysun…
Olanı inkar etmesin, haddini bilsin…
BU ÜLKE BİZİM!!!

 

 

***Sabırla okuyan herkese teşekkürler…

Yorum bırakın »