Zaman Geçerken…

All my life… Y.K. :)

Zaman Geçerken..

4 günlük bir iş seyahati ve ilk en uzun ayrılık.. Oğlumun Gözünden akan yaşları görseniz vicdansız anne dersiniz :mrgreen: bende diyorum istem dışı.. Bir yandan da  tek ayrılığımız böyle olsun diyorum tabi içimden..

Babalar seyahate giderken sadece valizlerini yapıp gidermiş (hatta çoğunlukla onu bile evin annesi halleder), annelerse valizini ve evde olmayacağı süreçte gün gün neler olup biteceğini hesaplayıp, planlayıp öyle gidermiş :mrgreen: bugün öğrendim. Hatta gidemezmiş; aklı, kalbi çok sevdiği evinde kalırmış❤ Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Mavi Nisan’ın farkında mıyız?

Mavi Bahar

2 Nisan 2016

Dünya Otizm Farkındalık Günü  

Evet farklılar, her insanın birbirinden farklı olduğu kadar…

Belki biraz şifreli, biraz daha karmaşık bizim hayatlarımızdan… Ama aynı kalp, daha masum bakan bir çift göze sahipler.

3 yaşa kadar ortaya çıkan, bebeğin gelişim basamaklarında gecikme göstermesi belirtileri ile fark edilebilen nörogelişimsel bir farklılık otizm. Nedenleri arasındaki -çok önceki yıllarda- “soğuk annelik” terimi çok dikkatimi çekti. (Anne ve bebeğin henüz hamilelik esnasında anne – bebek ilişkisinin başka bir deyişle duygusal bağın kurulamaması) Sonraları bunun otizme neden olamayacağı doğrulanmış.

Günümüzde sebepleri 1.genetik, 2.yapısal, 3.doğum öncesi – doğum sırası ve doğum sonrası dış etkenleri olarak sınıflandırılmış.

Sosyal iletişim kurma güçlüğü çeken otizmli kardeşlerimizi görmezden gelmek, görüp şaşkın bakışlara maruz bırakmak, toplumdan dışlamaya çalışmak veya aşırı kabullenmiş görünmek adına abartı ilgili hareketlerde bulunmak yani kaş yapayım derken göz çıkarmak yapılan yanlışlardan birkaçı. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

anKARA! Yine ezberi bozan ayrılıklar!

Çok zor demeye bile çekiniyorum, yaşamadan bilemez ki hiç kimse…

İnsan sevdikleriyle her gün son kez sarılır gibi sarılıp vedalaşmaz ki? Her günün, her anın kıymetini bilerek yaşamak herkesin harcı değil.  Benim değil mesela, bir önceki kötü ana takılıp yaşarım sürekli, neden? neden? neden? nasıl? diye diye… Bu da anı, anları yaşamama engeldir hep. Bazen olur hislenirsin dillendirmeden sıkı sıkı sarılırsın birilerinden ayrılırken ama hayat koşuşturmacasında her gün aklına gelmez ki son kez görüyorum belki de demek?? Ya da olumsuz düşünmemek, kötüyü çağırmamak adına yapmazsın bunu her gün her gün. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

İki yarım bir bütün etmiyor – du :)

Hayat öyle yapılan istatistiklerle ölçülebilecek, anketlerle analiz edilebilecek veya kafamızdan kurup durduğumuz planlarımızla yönlendirebileceğimiz bir şey değil maalesef.. Hem maalesef hem iyiki de öyle değil, yoksa sürprizler olmadan sıradan hayatlar olmaz mıydı? 😊

Read the rest of this entry »

1 Yorum »

Bonibonla oruç açmak… İyi Bayramlar :)

Ramazanın ilk günü oruçla tanışan oğlum pek anlam  veremedi ve gün içinde ısrarla “sende tat anne”, “hatırım için ye anne” cümlelerini kurdu. Bunun namaz kılmak gibi Müslümanlara ait bir ibadet olduğunu anlatmak kolay olmadı ama nihayetinde ezan okunduğunda yemek yenileceğini kavradı…

İlk iftarımız annemin misafir ağırlamayı ve bir arada olunmasını sevmesinden dolayı baya kalabalıktı… Sıpalar önceden doyuruldu ve sofradaki yerler alındı. Ezanın okunmasıyla birlikte Yiğit Kemal elinde bonibonlarla geldi 🙂

Read the rest of this entry »

2 Yorumlar »

İncim… Sende iyi ki varsın!!

Sabah sabah aldıın yaklaşık 15 yıl öncesine liseye götürdün beni ve ilk başladığımız günlerden mezun olduğumuz son güne kadar yeniden yaşattın bana İncim 🙂 Sabah sabah ağlattın beni.. Ya inan bana tuzlukları zerre kadar hatırlamıyorum, ya hasimato unutturuyo bana tüm olanları ya da narkozu fazla verdiler her operasyonda 😀 Gerçekten hafızam çok zayıf.. Haftada bir anahtar kaybeden, her gün kart geçmek için kartımı nereye koyduğumu hatırlamaya çalışan bir tip oldum çıktım..

Yazdıkların o kadar kıymetli ki benim için… Biraz kendimi övmüş gibi olsamda yayınlıycam işte yazdıklarını 🙂 Ne güzeldik biz lisede, Hsyn Mrbl’ in en sewmediği üç öğrencisi 🙂 Muhteşem üçlü… Yıllar sonra çok ama çok feci bir olayla bir araya gelmiş olsak da her şerde bir hayır var cümlesi çok yerinde bir örnek..

Sende gördüğüm en güzel gelindin bitanem (benden sonra… 🙂 ) Bundan sonra yaşıyacakların düğünündeki gibi; bir peri masalı gibi olmaya devam eder umarım 😉 Birde sen eminim benden çoook daha harika bir anne olucaksın!!! Allahım bak bunu unutmamışım otobüste, durakta, yolda herkesin çocuğunu eller sewerdin sen!! 🙂 Kendi kuzunu okşa artık canım benim!! Dünyanın en güzel duygusunu tat sende… Enişteye selamlar!!! Boşanma davalarını bir kenara koysun lütfen, seni yılın gelini yaptı, sıra anne olmanda artık… 😉

İncimin klavyesinden….. 

sen iyi ki doğdun, iyi ki büyüdün, iyi ki anne oldun, dünya tatlısı bir evlat getirdin renk kattın, kendin gibi bir güzellik daha kattın dünyaya.. Ve ben iyi ki seni tanıdım, iyi ki kader yeniden kesiştirdi yollarımızı yıllar sonra… sen hatırlamazsın belki yıllar önce aynı sıraları paylaşırken biz, hani o ufacık şeylere kocaman kahkahalar attığımız zamanlarda bir doğum günümde sen hediye etmiştin bunları bana “ilerde evlenince evinde kullanırsın” deyip. Kullanıyorum, tebessümle seni anarak. smile O zamanlar çok uzaktı tabi bizlere evlenmek, kendi evimizin olması hele anne olmak. Ama bak büyüdük biz, kocaman iki kadın olduk, uzaklar yakın oldu evlendik.. Sen anne bile oldun, hem de mükemmel bir anne. İyi ki büyüdük be Arzum ve iyi ki seninle böyle dost olmuşuz, öyle bir dostluk ki bu aramıza giren yıllara rağmen sanki hiç ayrılmamışız hergün bir aradaymışız gibi konuşabiliyoruz öyle sıcak, öyle yakın… söz konusu sen olunca iyikiler bitmiyor seninde hayatında hep iyi kiler olsun canım biraz geç oldu ama nice yıllara…

Yorum bırakın »

Kadınları yalnızca kadınlar anlar…

Beyler boşuna uğraşmayın, kapasite meselesi de demeyelim ama sanırım yaradılış ile ilgili bir şey olsa gerek… Anlıyor görünenlerinizin bile aslında anlamadığına, anlar gibi yaptığına bahse girerim 🙂

Bir erkek evlat annesi olarak düşünmüyor değilim oğlum büyüdüğünde neler yapacak diye…  Onun da canı yanacak, can yakacak, sevip – sevilecek bir dönem düşünceli erkek olacak sonra özüne erişecek… 🙂

Kadınları yalnızca kadınlar anlar çünkü frekanslar daha çok beyninden değil kalbinden geçer,

Çünkü kalbi ile beynindekini ayırır, yeri geldiğinde kullanır gerekeni…

Çünkü kendini bilir, karşısındakini tanır.. Adımını buna göre atar, temkinli davranır…

En kolay verebildiği tepki ağlamaktır… ağladığında canı yandığı için ağlar,

Erkeğinse sinirlenmek ya da önyargıdır… o anlarda da can yakmak için harekete geçmiştir çoktan…

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

Üzüldüklerinde,

Boynuna sarılacak kimseleri olmadığında,

yalnız kaldıklarında,

kalabalıkta bir başına hissettiğinde,

herkes onlardan birşey beklediğinde,

ellerinden birşey gelmediğinde…

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

Üzüldüklerinde,

kimseyi görmek istemediğinde,

kimseler onu görsün istemediğinde,

dünyanın en mutlusu olduğunda da,

kendini ne çok şanssız saydığında da,

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

Üzüldüklerinde,

özgürlükleri ellerinden gittiğinde,

zihinlerine, bedenlerine tecavüz edildiğinde,

hamile kaldıklarında, hamile kalamadıklarında,

kendi gözyaşında boğulduğunda,

birilerini boğmak isteiğinde,

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

Anne olduklarında, olamadıklarında,

sewdiklerinde, sewildiklerinde,

çok sevilmek istediklerinde,

bir türlü sewilemediklerinde

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

İş hayatında,

Birileri görmezden – duymazdan geldiğinde,

Kadın olanı önemsemediğinde,

Basamakları kendinden emin çıkarken bir bir;

Kadın sadece basamak olarak görüldüğünde,

Erkekler bizi anlayamadığında, anlamak istemediklerinde,

Çözüm üretmek hep kadınların görevi olduğuna,

Kadınları yalnızca kadınlar anlar….

O basamakları bir bir çıkarız, neyin nerden nasıl göründüğü umrunuzda değil ya beyler, işte öyleyse bizde en tepede olduğumuzda siz aşağıda ufacıksınızdır artık bir öneminiz kalmamıştır…

Birlikte çalıştığım tüm bayan arkadaşlarıma ve hayatımdaki diğer tüm özel bayanlara sewgilerle…

1 Yorum »

YORUM – SUZ…

Mutlu olmak mı daha kolay?? Mutlu edebilmek mi sizce? Mutluluk bi şeklide geleceği varsa gelir kapını çalar… Ama sen birilerini istediğin zaman mutlu edebilirsin… Birgün bir sözle, birgün kahvenin yanındaki sohbetle, başka birgün de küçük bir hediyeyle… Belki her zaman istediği şekilde, istediği dilde cevap veremeyebiliriz sewdiklerimize… Ama arada bunu anlatmanın bir yolunu bulabiliriz değil mi??

İnsanları olduğu gibi kabullenmek zor olsa da ilk önce bunu başarabilmek mutluluğun anahtarı sanırım, zamanla bunu tecrübe ederek öğrendim… Eleştirmek çok kolaydı önceleri, sonra sonra bunun faydasız olduğunu gördükçe doğru yolda sağlam adımlar atmaya başladım kendimce 🙂

Kendimce diyorum çünkü yazdıklarım – düşündüklerim ne doğruluğu kanıtlanmış şeyler, ne de herkesin (ki hayatımda değer verdiklerim hariç) kabullenmesini beklediğim şeyler!!

Hala var hayatımda onaylamadığım, sewmediğim insanlar!! Onlara karşı YORUMSUZ kalmayı seçiyorum artık.. Bir zamanlar değiştirmeye çalışmışlığım var karşıtı olduğum görüşleri, sonraları baktım ki insanları değiştirmeye çalışmak hem imkansız hem de mantıksız.. Onların da beni beğenmiyor, onaylamıyor olma ihtimalini düşündükçe durumun 1-1 olduğunu anladım ve o ilişkileri olduğu şekliyle öylece bıraktım orda 🙂 Ne bir adım ileri ne de bir adım geri… Ziyanı yok kalsın öylece……………

Mutluluk konusuna gelince dedim ya sen birilerini istediğin zaman mutlu edebilirsin diye… Tabi ki de anlayana 🙂 Sen elinden geleni yaparsın, çabanı görüp saymak karşı tarafa kalmış… 😉  Ben hayatımda beni mutlu edebilmek için çabalayanları görüyor ve de sayıyorum…

Sayıyorummmm……

1. Oğlum hep ilk sırada olacak 😉 Sadece varolduğu için…

2. Eşim Cuma gecesi bir gece öncesi hiç uyumadığımdan (Oğlum sağolsun) ne kadar yorgun olduğumu görüp beni bin ısrarla annemde bırakıp evimizi topladığı temizlediği için…

3. Ablam… Onu sıralamada buraya koymam haksızlık mı ? (Oğlumun yeri hep 1. eşime de yardımlarından ötürü torpil geçsem kızmaz ABLAMCIM bana) Üniversite zamanımdan tutun evlendiğim günlere kadar, oğlumun doğumundan şu güne kadar herşeyimi sadece “O” düşündüğü için…

4. Yeldacım… (Yaklaşık 4 aydır birlikte çalıştığım iş arkadaşım)  Oğlumun doğum günü hazırlıklarında yardımları  ve Doğum Günü Hatıralarımızı elleriyle tek tek tek teeeeeek hazırladığı için…

5. Bloğuma ilk yorum yapan  benim bitanecik sırdaşım deli arkadaşım MERCAN… Hayatımda olduğun için…

6. Buraya da tüm sewdiklerimi koyuyorum, sırasız, sınırsız, koşulsuz 🙂 İsim vermiyorum siz eğer o değerde olduğunuza inanıyorsanız buraya yazdım sayın isminizi….

Hepinizi sayıyor ve çok sewiyorum….

4 Yorumlar »