Zaman Geçerken…

All my life… Y.K. :)

Dua ile…

20140921_110404.jpg

Evrenin küçücük bir parçasıyız, dünyanın bazı sabahları sadece evlatlarımız sayesinde aydınlanıyor. Binlerce derece sıcaklığı olan güneş dahi evlatlarımızın sıcaklığını veremiyor bazı gün doğumlarında…
Tüm evrenin ve tüm mucizelerin yaratıcısı Allah’a bu gece evlatlarımız için duadayım. Savaştan, karanlıktan, kirli yüzlerden, kirli ellerden korusun Allah tüm masumları… 
Korusun ki onlara hayatın ne kadar güzel olduğunu masallarla anlatmak zorunda kalmayalım.

Read the rest of this entry »

Reklamlar
Yorum bırakın »

Mavi Nisan’ın farkında mıyız?

Mavi Bahar

2 Nisan 2016

Dünya Otizm Farkındalık Günü  

Evet farklılar, her insanın birbirinden farklı olduğu kadar…

Belki biraz şifreli, biraz daha karmaşık bizim hayatlarımızdan… Ama aynı kalp, daha masum bakan bir çift göze sahipler.

3 yaşa kadar ortaya çıkan, bebeğin gelişim basamaklarında gecikme göstermesi belirtileri ile fark edilebilen nörogelişimsel bir farklılık otizm. Nedenleri arasındaki -çok önceki yıllarda- “soğuk annelik” terimi çok dikkatimi çekti. (Anne ve bebeğin henüz hamilelik esnasında anne – bebek ilişkisinin başka bir deyişle duygusal bağın kurulamaması) Sonraları bunun otizme neden olamayacağı doğrulanmış.

Günümüzde sebepleri 1.genetik, 2.yapısal, 3.doğum öncesi – doğum sırası ve doğum sonrası dış etkenleri olarak sınıflandırılmış.

Sosyal iletişim kurma güçlüğü çeken otizmli kardeşlerimizi görmezden gelmek, görüp şaşkın bakışlara maruz bırakmak, toplumdan dışlamaya çalışmak veya aşırı kabullenmiş görünmek adına abartı ilgili hareketlerde bulunmak yani kaş yapayım derken göz çıkarmak yapılan yanlışlardan birkaçı. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

anKARA! Yine ezberi bozan ayrılıklar!

Çok zor demeye bile çekiniyorum, yaşamadan bilemez ki hiç kimse…

İnsan sevdikleriyle her gün son kez sarılır gibi sarılıp vedalaşmaz ki? Her günün, her anın kıymetini bilerek yaşamak herkesin harcı değil.  Benim değil mesela, bir önceki kötü ana takılıp yaşarım sürekli, neden? neden? neden? nasıl? diye diye… Bu da anı, anları yaşamama engeldir hep. Bazen olur hislenirsin dillendirmeden sıkı sıkı sarılırsın birilerinden ayrılırken ama hayat koşuşturmacasında her gün aklına gelmez ki son kez görüyorum belki de demek?? Ya da olumsuz düşünmemek, kötüyü çağırmamak adına yapmazsın bunu her gün her gün. Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

İki yarım bir bütün etmiyor – du :)

Hayat öyle yapılan istatistiklerle ölçülebilecek, anketlerle analiz edilebilecek veya kafamızdan kurup durduğumuz planlarımızla yönlendirebileceğimiz bir şey değil maalesef.. Hem maalesef hem iyiki de öyle değil, yoksa sürprizler olmadan sıradan hayatlar olmaz mıydı? 😊

Read the rest of this entry »

1 Yorum »

Yeni hayat… :)

Mutlu cuma yazısı olsun istedim.. Hem bize hem tümm yeni okula başlayan küçüklere..
38 aylık küçücük yaşamın içinde yeni hayat evet… Anaokuluna başladık 3 gün önce,  onun için de evimiz için de yeni bir başlangıç yaptık.
Bunca zamandır kimilerine göre şanslı azınlıktandık anneanne ve babanne ile büyüttüğümüz için.. Bende aynı şeyi düşünüyor olsam da böylesinin daha iyi olacağından da eminim. Her iki tarafında hastalığının – gün’ünün aynı zamana denk geldiği çok günler  işimden izin almak zorunda kaldığım oldu. Evet babası değil ben! Babalar çocuklarla evde başbaşa kalamaz kuralı mı var HAYIR yok fakat nasıl olsa işini ikinci plana atabilecek olan annedir değil mi?

Read the rest of this entry »

Yorum bırakın »

Blog y@z@rlığı-M

Daha önce de bahsetmiştim iyi bir blog yazarı olmadığımı ve takip ettiğim blog yazarlarından bunu nasıl başardıklarını keşfedeceğimi söylemiştim. Aslında takip ettiklerimi de her zaman satır satır okuma imkanı bulamıyorum ama bu bloggerları blogları + instagram + twitter’dan takip ettim mi iyi kötü birşeyler çıkıyor; neyi, nasıl,  hangi zaman aralığında yaptıkları…

Read the rest of this entry »

2 Yorumlar »

SOMA ve İTİDALLİ OLMAK!

Yine aynı hikayeyi farklı bir senaryo ile baştan yaşadık iliklerimize kadar acıyarak, kanayarak…. Reyhanlı’nın farklı versiyonuydu bu da… Ucuz hayatlar, hesap vermekten kaçan sorumlular,  sayı vermekten kaçan yetkililer, suçu başkasına atmaya çalışan yandaşlar, yandaş medya vizyona girdi yine… Bizlerde dram dalında birkez daha aday olan ülkemizin felaketini nefes almadan izledik rahat koltuklarımızda… Facebook’ta paylaşılanları beğendik manasızca… Ağladık mı ağladık, konuştuk,  dertleştik,  paylaşarak hafifledik mi eh şöyle böyle..

İnsanlar maden ocağının kapısında sabahlayacakken biz yataklarımızdayız yine… Eleştirmeyi sevdiğim kadar özeleştiri yapmayı da biliyorum neyseki.. Ama yapabileceğimiz birşey yoktu başka… Yukarıda yazdıklarım  gerçekçi duyarlılığa sahip insanlar için geçerli değil… Kahrolduk içten içe,  öfke dolduk taştık ama yapilabilecek birşey yoktu gerçekten…

Yapılabilecekler yapılmamış hatta önerge veren milletvekili engellenmişti çünkü 15 gün önce… Bir yanda 1 yıl önce birilerinin selamını getirip aynı maden ocağının önünde teknolojisinden, güvenlikten bahseden enerji bakanı, bir yanda sadece 15 gün önce Soma Madeni için önerge veren  ve önergesi reddedilen Milletvekili…

Ülkenin başındakiler dik duruşlarını korudular fakat unutulan nokta halkın merhamet ve vicdan beklediğiydi…

Basın danışmanlarının yazdıklarının okunması değil vicdanının  sesiydi duymak istediğimiz.. Yine olmadı…  Ulusal yas ilan edip felaketi kabul eden devlet bu kez de birlik yaratmayı başaramadı…. Açıklamalar kan dondurdu. 1900 lerin maden ocaklarında yaşananları gösterip doğal saydılar yaşanan felaketi… 100 yıl öncesine yetiştik müjdeler olsun!!

Liseden sınıf arkadaşım “itidalli olmak lazım” dedi yazışmamızda “buzdağının görünmeyen kısmı varmış” itidalli olmak ne bilmiyordum sakin olmak mı neymiş sonradan öğrendim…. Ama ben baktım itidalli olamıyorum attım kendimi whats up grubundan dışarı… nefes alamadım çünkü orda… Aldığım nefes daha da utanç verdi çünkü bu düşünceye karşın..

Seçim öncesi Soma’dan trenlerle, vagon vagon Anadolu tarafına taşınan, üzerinde SATILAMAZ yazılı kömür torbaları geldi aklımıza çalıştığım fabrikadaki arkadaşlarla … Merak ettik kömürü dağıtanlarla, alıp yakanların vicdanı üşümedi mi bugün???

Dün gece de sabaha iyi haberlerle uyanmak üzere uyumaya çalışmıştım… Bu gece de artık iyi haber ne olur bilemiyorum ama sayısı açıklanmayan ve içeride sağ olabilecek maden işçilerinin kurtulduğu haberi ile uyanmak umuduyla, yine dualarla bitiriyorum bu kara günü..

Ama bir türlü İTİDALLİ OLAMIYORUM ÜZGÜNÜM. ..

cll

Yorum bırakın »

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz

Özgürlüğümüz kısıtlanamaz

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası

VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.

Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.

Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.

Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.

Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.

Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.

Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar


Bugün her ne kadar anne – baba imzası ile hazırlanmış olsa da anne-baba olmayan birçok blog sahibi sayfasında bu yazıyı paylaşacaktır. İyi bir twitter kullanıcısı değilim ama bu işin yalnızca ağaç meselesi olarak kalmadığı gibi twitter kapatma meselesi olarak da kalmamasından duyduğum rahatsızlık nedeniyle bende yayınlamak istedim. 

Ülkesindeki vatandaşlarının (%50 vatandaşını kastetmiyorum, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığından bahsediyorum) hür iradeleri ile yaşamalarını sağlamak varken, neden sürekli yasaklarla gündeme gelir ki bir iktidar?

Varılmak istenen nokta nedir?

Buna ya bir son verilir artık tezelden, ya da üzülerek yazıyorum ki çok ağır bedeller ödenmiş bir tecrübe ile görülür varılmak istenen nokta…

Önümüzde çok ama çok önemli  30 Mart seçim günü var… Bu defa taşlar yerinden fena oynadı, yaş itibarıyla rahatlıkla diyebilirim ki daha önce bu kadar heyecanlandığım, hırslandığım, bir yerel seçim zamanı hatırlamıyorum. Malum %50 den değilsek de geçen yerel seçimlerde Manisa halkı olarak şehrimizi malum partinin elinden kurtarmayı başarmıştık. Geçen seçimde de aynı düşünceden yola çıkarak daha güçlü olduğunu düşündüğümüz partiye oy vermiştik, yine öyle yapacağız…

Bunun siyasi bir hareket olmadığını, Milliyetçi duygularla yola çıkıldığını görmemek imkansız… Vereceğiniz bir oyun ne kadar önemli olduğunu unutmayın… Siz de özgürlüklerin daha fazla kısıtlanmaması için yerel seçimle de olsa bir başlangıç yapın…

31 Mart Sabahı aydınlık bir Türkiye umuduyla…

Yorum bırakın »

BişeyCell Beni Sesimden Tanıyamazsa…

Müşteri ses tanıma hizmeti ile gündemde olan operatör şirketi  Türk milletinin telesekretere konuşma kültürünün olmadığını hiç dikkate almamış bana kalırsa… Çalıştığım şirketteki Müşteri Hizmetleri Mesai Dışı Sesli Mesaj Bırakma Servisinden de deneyim edindim yeterince… Sabah geldiğimizde sistemden outlook’umuza düşen sesli mesajların çoğu 7-8 saniyelik boş kayıtlar… O  7-8 saniyede kesin düşünme süresi olsa gerek.. Mesaj bıraksam mı bırakmasam mı? Ne desem, nasıl anlatsam acaba? Dinleyen var mıdır bu mesajları sonradan ne gerek var ya da kendi kendime ne konuşucam bee!! diyerekten geçiyordu eminim saniyeler… 🙂
Operatör şirketine gelince…… Kendilerince güvenlik için şifre yerine sesinden tanırım ben müşterimi diyerek bi güzellik yapmışlar sözüm ona  🙂 Beni Tanımadılar ama!!! Bin zorlukla defalarca tekrarlayarak, daha sessiz bir ortamda, daha yavaş tekrar ederek, kelimeleri yuvarlamadan bilmemne nutuklarını dinleyerek yaptığım ses kaydımı bu sabah beni tanısınlar diye kullanmak istediğimde BENİ TANIMADILAR!! Nasıl olur ben kendi kendime konuşarak psikolojimi bozdum ya!!! Ofistekiler ne diyor bu diye düşünmeden defalarca XCell?? Beni Sesimden Tanır diye diye sesimi kaydettiydim ya???
Dün gece PIN kodunu 3 kez yanlış girince üst üste (nasıl oluyor demeyin sanırım Yiğit Kemal telefonu {ve eline geçirdiği herşeyi} gözümün içine baka baka paaat diye fırlatınca ve daha birçok kez darbelere maruz kalan dokunmatik bozulmuş olacak) pin kodu bloke oldu ve PUK kodunu istedi bu defa… Her akşam işten çıkışta kartını bulamayan ben bilmem kaç yıl önce aldığım (Aslında tam olarak 5.5 yıl önce) hattımın PUK kodunu bulmama imkan olmadığından sabahı bekledim mecbur..
Müşteri Hizmetlerini aradım bir sürü rakamı numarayı vs tuşladım sabırlaaa, 3 kez kendi kendime konuşur vaziyette  BişeyCell beni sesimden tanır!!! dedim ama fayda etmedi… Sanırım sabah daha sesim açılmamış, tam tonu yakalayamadım herhalde… Kaydı yaptığım gün  ruh halim nasıldıysa… Bu sabahkiyle uyuşmadı 🙂 bu defa bant kaydından yükselen ses   sim kartımı telefonumdan çıkartmamı ve arkasındaki numaraları tuşlamamı istedi…. Ben telefonu açıp sim kartı çıkarasıya kadın 3 kez daha aynı şeyi tekrarladı ve hakkımı yitirdiğimi söyledi… Hala sabırla! operatöre bağlanmak için son kez sıfırı tuşladım ki bu yapılacak en mantıklı hareket çağrı merkezlerinde!!! Hem bişey olduğunda kızabilirsiniz de kendilerine 🙂 Ama çok da abartmayın orada oturanların da insan olduğunu unutmayın, yani babalarının fabrikasında çalışmıyorlar, maaşlı çalışanlar onlarda ve hataların tamamı da emin olun onlardan kaynaklanmıyor aslında 🙂  (Deneyim konuşuyor) Neyse gerçek bir insana ulaştığımda bağlantının 10.dakikasındaydım…  Gayet uykulu bir ses beni karşıladı, sesimden falan da tanımaya çalışmadı doğum yerimi ve kullandığım telefonun markasını öğrenip hoooop verdi PUK kodunu… E bunu Yelda da sorsa verirlerdi, ablamda sorsa verirlerdi… 🙂 Nasıl güvenli, nasıl güvenli  çok takdir ettim inanın…

Telefonum SamTung 🙂 Doğum yerim Manisa…

Ve malesef “BişeyCell Beni Sesimden Tanıyamaz!!!”

Yorum bırakın »